AŞK

Neyin kamışını bir göl kenarından kesmişler. Kamışın gövdesine yedi delik açıp onu ses verecek bir hale getirmişler. Neyzen ne kadar usta olursa olsun, her üflediğinde, her değişik makamda ney kendi özlemini getirir dile. O kesildiği göl kenarını özlemektedir. Çünkü o göl kenarı denilen bütünün bir parçasıdır. Gerçek huzuru, gerçek mutluluğu, gerçek sevinci ancak o bütünlüğe ulaştığında bulacaktır.
Öte yandan ney de kesildiği göl kenarının niteliklerini kendi gövdesinde ve ruhunda taşır. Tıpkı Cenabı Hak’kın çamurdan yaratıp, gövdesine yedi delik açtıktan sonra can nefesi üflediği Hazreti Adem gibi. Allah Hazreti Adem’in burnuna yaşam nefesini verirken , kendi ruhundan bir parçayı da onun canına katmıştır. Yani yeri göğü yaratan, dört iklim, yedi kıtanın, dokuz katlı göğün hakimi olan Allah aynı zamanda içimizdedir. Ama nefsimizin istekleri bizi yanlış yollara sürükler, yemeye, uykuya, şehvete duyduğumuz açlık, kabaran benliğimiz o kutsal parçayı ruhumuzun en derin kuyusuna iter ki, çoğu insan kendi içindeki bu cevherin farkına bile varamaz.
İşte bu parçayı fark ederek aramaya başlaya kişiye aşık deriz. Aramanın kendisine de AŞK.
Alıntı:Bab-ı Esrar- Ahmet Ümit
